haytımda hiç bir zaman sen olmadın. belki olmayacaksında. peki sen hayatımda olmadıkça neden kendimi yalnız hissediyorum ben? eksikliğini hissettiğimiz şeyler sadece kaybettiklerimiz değil galiba. kazanamadıklarımızında eksikliğini hissediyoruz zaman zaman. kazanamadığımın eksikliğini, kaybettiklerimin eksikliğinden daha fazla hissettiğim aşağılık bir gün daha. yavaş yavaş beynimi kemiren, sana yaklaşamamamın hınzır uğultusu eşlik ediyor yazıma. kendimi bazen sırat köprüsünde seyahat ediyormuşum gibi hissettiriyorsun bana. bir tarafta seni rahatsız edip seni tamamen kaybetme korkusu, diğer tarafta daha da kötüsü seni hiç kazanamamamın hazin sonu. bu ikisi arasındaki incecik çizgide yol almaya çalışıyorum sadece. seni tanımadan bu kadar çok şey hissetmeme bende anlam veremiyorum. zaten seni gördüğümde buna bir anlam aramaktan vazgeçiyorum. bazende böyle oluyor galiba diyip geçiştirmekten daha fazlası gelmiyor elimden. istediğim bir çok şeyi yapabilecekken sana yaklaşamıyorum bile. sen yokken ben hep yarım kalıyorum garip bir şekilde. arkadaşlarımla küsüyorum yarım kalıyorum, terk ettiğim şehirlerde yarım kalıyorum, en çokta yalnız kaldığımda yarım kalıyorum. sana mesaj atarken salgıladığım adrenali, rus ruleti oynayan adam salgılamıyordur herhalde. cevap atmama ihtimalinin sinsice beyin kıvrımlarımda gezinmesi, kulaklarımı zonklatan topuklu ayakkabısının sesi ve gözlerimi acıtan sigarasının dumanı yavaş yavaş tüketiyor beni. ve farkındayım ki bana cevap atmak zorunda da değilsin. benimle ilgili hiç bir şeyin zorunda değilsin hatta. zaten benle ilgili herhangi bir şeyin zorunda olman en başta yine benim canımı acıtır. ben ne senin, nede benim canım acısın istemiyorum. istediğim sadece biraz huzur. dünya egolarından arınmış, mutluluğu sadece bir güvercin uçarken bile bize bahşedecek yeni bir dünya. tarihini birlikte yazabileceğimiz, geleceğini birlikte planlıyabileceğimiz, kara bulutların gezinmediği bir dünya. hiç bir zaman yağmur yağmasın demiyorum ben sana, yağan yağmurdan birlikte korunalım istiyorum sadece. çocukken en iyi arkadaşımızla muziplik yapma heycanı var üzerimde. biz heycanımızı yaşayalım sonra başımıza ne gelirse ''anca beraber kanca beraber'' düşüncesi gibi tıpkı. kaldırımların çizgilerine basmadan yürüme oynu oynaya oynaya luna parka gideriz belki. dönme dolaba binmem ama çok korkarım. akşam ezanı okunmadan döneriz evimize, ailelerimizin bize kızmasını istemeyiz ikimizde.derken yıllar geçer bu şekilde. biz hep mutlu kalırız, mutluluk gebe kalır hep bize. kurduğum bu dünyada yaşamak harika, ama sen bana cevap atmadığında bu kadar güzel bir dünyanın başıma yıkılmasının verdiği müthiş acıyı tarif etmeye benim bildiğim kelimeler yetmez, yetemez. olsun sadece bekliyorum işte ve beklerkende senin içerisine gelip yaşayabileceğin bir dünya hazırlıyorum. son olarakta bir gün geleceğini umut edip sessizce uzaklaşıyorum.